Bu yılın ikinci kitabını da dün okudum.
Dokuz yaşında Bruno'nun babası bir Nazi subayı. Babasının Hitler tarafından burada göreve getirilmesi çok sevdiği evinden ve arkadaşlarından ayrılıp Auschwitz'e taşınmalarına neden olur.
Bu işe babası dışında pek sevinen yoktur.
Bruno çok yalnızlık çeker, etrafında olan bitene bir türlü anlam veremez. Odasının penceresinden evlerinin hemen yanıbaşındaki yahudi kampını görebilmektedir. Kendisi bu kadar yalnızken orada yüzlerce çocuğun mutlu bir hayat sürdüğünü düşünür. Ve nihayet bir gün kamp sakinlerinden kendisiyle yaşıt biriyle tanışıp arkadaş olur.
Korkunç bir savaşın iki tarafında melekler gibi masum iki çocuk: Bruno ve Shumel'in sıra dışı arkadaşlık öyküsü içinimi parça parça etti.
2008 yapımı bir de filmi var ama izlemeye cesaret edebilir miyim bilmiyorum..
