euphoric kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
euphoric kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2015 Salı

Tüyap 2015

Yıllar sonra, bütün üşengeçliğime rağmen azmettim kalkıp taaa Tüyap Kitap Fuarına gittim. Çok az kitap almak niyetiyle gittim. İzdihama varan kalabalığın da 'yardımıyla' kararımı uygulayabildim.
Kesin olarak bir kitabını satın almak istediğim aklımdaki tek yazar Kurt Vonnegut'tu.  Can Yayınları ya dda April'a mutlaka uğrayacaktım yani.  2015 bitmeden Vonnegut'la tanışmak istiyorum.
Bunun en önemli nedeni bir mektubunda yazdığı şu satırlar:
Practice any art, music, singing, dancing, acting, drawing, painting, sculpting, poetry, fiction, essays, reportage, no matter how well or badly, not to get money and fame, but to experience becoming, to find out what's inside you, to make your soul grow.
Kendisinin ilham verici efsane bir yazar olduğuyla ilgili yazılara çok rastlıyorum, merakım giderek artıyordu. Kitap almaya direniyorum ama kitap kurtları bilirler Compulsive Book Buying Disorder'dan muzdaripiz.

4 çizgi roman, 5 roman ve 1 çocuk kitabıyla günü noktaladım. Zaten bir saatten fazla içeride kalmakta zorlandım, başım döndü kalabalıktan fenalık geldi. Can Yayınlarının standına yaklaşmak mümkün değildi, bedava mı dağıtıyorlardı açıkçası merak ettim.

Can Yayınlarına yanaşamayınca Kurt Vonnegut için April Yayıncılığa doğru insan seline daldık. Mezbaha 5 ve yanında başka yazarların birkaç kitabını aldım.

Dalga bunlardan biri. Todd Strasser'in gerçek bir olaya dayanarak yazmış. Okuması kolay: bir tarih öğretmeninin, Almanların neden Hitler'e, soykırıma karşı çıkmadığını ve engel olmadığını sorusuyla karşılaşması ve  tatmin edici bir cevap bulamayınca,  öğrencileri üzerinde son derecek tehlikeli psikolojik bir deney yapmaya kalkışmasını konu alıyor. 1967'deki bu sansasyonel olayla yer yerinden oynamış, haliyle dizilere, filmlere ve kitaplara konu olmuş.

"Laurie, bu tür tarikatlara katılan insanları incelediğin zaman, hemen her zaman kendilerinden ve hayatlarından memnun olmayan insanlar olduklarını görüyoruz. Tarikatı bir değişme yolu, yeni baştan başlama fırsatı, filleden yeniden doğma olanağı olarak görürler. Roberttaki değişikliği başka nasıl açıklayabilirsin?"
"Peki ama, bunun neresi yanlış anne?"
"Sorun, bunun gerçek olmaması Laurie. Robert sadece Dalga'nın sınırları içinde kaldığı sürece güvende. Peki, ayrıldığı zaman ne olacak sanıyorsun? Dış dünya Dalga'yı bilmiyor ve umursamıyor. Eğer Robert Dalga'dan önce okulda faaliyette bulunamıyorsai okulun dışında, Dalga'nın olmadığı yerlerde de faaliyette bulunamayacak." 


Eğer insanların kaderinde yönlendirilmek varsa diye düşündü Ben, şunu öğrenmelerini sağlamak gerekiyordu: Onlara iyice sorgulamayı, kaderini hiçbir zaman körü körüne birinin eline bırakmamyı öğretecekti. Diğer türlü...

Kurt Vonnegut'un kitabından bahsedecek gibi başlayıp bambaşka bir şey yazdım ama henüz okumadığım için böyle oldu. Dalga fotoğrafında tombul çıkmış ama aslında 154 sayfacık, üstelik koca koca puntolarla yazılmış.  Göz korkutmasın bir kaç saatte okunuyor.





1 Ağustos 2015 Cumartesi

Genç Werther'in Acıları

Bazı kimseler, hayatın bir rüyadan başka bir şey olmadığını sanmışlar.
Bu duygu benim de peşimi bırakmıyor. İnsanın yaratıcı ve araştırıcı kudretinin dar bir çerçeve içine sıkıştırıldığını anlıyorum. Şu zavallı varlığımızı devam ettirmekten başka hedefi olmayan ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşıyoruz, başka şey yaptığımız yok. İçimizin rahat ettiği zamanlardaki sukunet, tevekküle sığınmaktan ileri geliyor. Böylelikle zindanlarının duvarlarına güzel resimler, iç açıcı manzarakar çizen hapislere benziyoruz. Bunları düşündükçe aklım duruyor Wilhelm. Kendi içime dönüyorum ve orada bir alem buluyorum. 




Ben bir deli olmasaydım, dünyanın en rahat, en mesut adamı olurdum.

6 Haziran 2015 Cumartesi

Çizgi Romanlar


Aslında aradığım çizgi roman Roz Chast'ın 'Cant We Talk About Something More Pleasant'ıydı. İdefix, D&r, kitapyurdu cirit atarken onu bulamadım ama Alison Bechdel'e rastlamış oldum.

İki kitabı seri gibi düşünürsek, Cenaze Evi / Şenlik Evi için ilk kitap diyebiliriz, elimde kitbı görenler ismini ilginç buldu. Cenaze Evi otobiyografik bir çizgi roman. Alison Bechdel çocukken ailesi  bir cenaze evi işletiyor. 'Funeral Home' için iki erkek kardeşiyle  aralarında 'Fun home' kısaltmasını kullanıyorlar, orijinal isim Fun Home yani. Türkçeye çevirisi oldukça güzel bence.

Arka Kapak:

Alison Bechdel'in büyük bir başarı yakaladığı bu kitap, bir ailenin karanlık ama komik öyküsünü Bechdel'in sevimli gotik çizimleri eşliğinde anlatıyor. Alison'ın babası, tarihi yapıları koruma uzmanı, ailenin Viktorya döneminden kalma evinin restorasyonu konusunda takıntılı bir onarımcı, aile cenaze evinin üçüncü kuşak işletmecisi, lisede edebiyat öğretmeni, soğuk ve mesafeli bir baba ve sonradan anlaşılacağı üzere, erkek öğrencileri ve çocuklarının bakıcısıyla ilişkisi olan, kendini gizlemiş bir eşcinsel. Yer yer yürek burkan, yer yer müthiş komik bu anlatıda, bir kızın babasına duyduğu karmaşık özleme tanıklık ediyoruz. Alison ve kardeşlerinin deyişiyle bu "şenlik evinde," tabutların tozunu almak gibi görevlerin dışında, baba ve kızın ilişkisi, en yakın ve özel ifadesini paylaştıkları kitaplar aracılığıyla buluyor. Alison ergenliğinin son döneminde kendi eşcinselliğini ilan ettiğinde, öykünün düğümü bir kefarete doğru hızla ve çarpıcı bir biçimde çözülüyor.

Müthiş komik bulmasam da severek okudum, daha detaylı yazmak istediğim için bu postu da erteleyip hiç bir zaman tamamlayamayacaktım.
Böyle böyle terkediyorum burayı..O yüzden azıcık da olsa yazabildiğim kadarıyla yetineceğim.
Sevgiler








22 Eylül 2013 Pazar

Büyük Yazarların Gizli Hayatları'ndan:Agatha Christie

Agatha Christie'nin Poirot'dan nefret ettiğini biliyor muydunuz?
Ya da Poirot'nun soyadının anlamını? 

Büyük Yazarların Gizli Hayatlarında birçok yazar hakkında ilginç bilgiler var. 
Biyografi severlere önerilir. 

...Savaş dönüşü Christie, hemen hemen bir buçuk yılını ilk romanını Styles'daki Esrarengiz Olay üstünde çalışarak geçirdi. Kitap tombul Belçikalı dedektif Hercule Poirot'yu okuyucuyla tanıştırdıysa da öyle az sattı ki, yazarı teliften tek kuruş kazanamadı. Ancak bu durum altı yıl sonra Roger Ackroyd Cinayeti'nin basılmasıyla tamamen değişti. Kitabın dahiyane sürprizlerle dolu konusu ve şaşırtıcı sonu ağırbaşlı polisiye janrında devrim yarattı. Ok yaydan fırlamıştı. Christie'nin 93 kitabı, 17 oyunu ve Mary Westmacott takma adıyla yazılmış 6 aşk romanı yayımlandı. Kitapları 103 dile çevrildi. Poirot'nun yanında yarattığı en ünlü karakterler, boyun eğmez kız kurusu İngiliz Bayan Jane Marple, gizemli Albay Race ve önüne geçilmez karı - koca dedektifler Tuppence Beresford'du.  

Hercule Poirot 
Soyadı Fransızcadaki "pırasa" sözcüğünden gelen şaşmaz dedektif Hercule Poirot, Christie'nin en sevilen karakterlerden biriydi. Ancak yaratıcısı karakterin hayranlarından değildi. Kendini beğenmiş Belçikalı dedektif 1926'da Roger Ackyord Cinayeti romanıyla birlikte yaratan yazari çok geçmeden karakterden sıkıldı. Henüz 1930'larda "katlanılmaz" bulduğunu söyledi. 1960'larda onu "bencil tuhaf tip" diye niteledi. Ancak yine de bu karakter kirayı ödüyordu. 

28 Haziran 2013 Cuma

Kitap Takas


Bir blogda gördüm kitap takasını.

Benim anladığım takas işi şöyle oluyor:
Kitaplığımdan takas etmek istediğim kitapları seçiyorum.
İçlerinden beğendiklerini seçen kişinin kitaplığından takasa açtıklarından ben kitap seçiyorum.
Eşit sayıda kitap belirlendikten sonra birbirimizi postalıyoruz.

Şimdilik büyük çaplı bir listem olmayacak, hatta takas arkadaşım da belli. Ama denemek isteyen başkaları da olur belki diye bloga da yazmak istedim.

Kitaplarımın içinden istediğin varsa bir ya da iki tane seçebilirsin sevgili 2balık1kedicimmm 
Hepsini okuduysan ya da hiç biri ilgini çekmediyse mutlaka söyle bana ki  listeyi güncelleyim 


  • Tango İstanbul - Esmahan Aykol 
  • Hiç Kimse Sıradan Değildir - Markus Zusak 
  • Fedailerin Kalesi Alamut - Wladimir Bartol
  • Zarife - Deniz Kavukçuoğlu 
  • İnci Gibi Dişler - Zadie Smith 
  • Cerrah - Tess Gerritsen


Hepsi orijinal ve gayet iyi durumda.
Haydi iyi eğlenceler


25 Mayıs 2013 Cumartesi

Bir Döngü

Bülbülü Öldürmek'i okumak. --->
Okuduğun en muhteşem kitaplardan olduğunu farketmek. ---> Harper Lee'yi merak edip biyografisini okumak.    --->
Kitaptaki karakterlerden Dill'in gerçek hayatta yakın dostu ve  çocukluk arkadaşı Truman Capote olduğunu öğrenmek. --->
Truman Capote'yi merak etmek.--->
Onun biyografisine göz atmak. --->
'Capote' filmini izlemek. --->
Filmden sonra 'Soğukkanlılıkla' kitabını okumak istemek. --->
Onu bulana kadar kütüphaneden alınan 'Bukalemunlar İçin Müzik' ile idare etmek.
Daha okunacak ve izlenecek ne kadar çok şey var diye  sevinmek!


image: Truman Capote by Francisco Javier Olea

23 Mayıs 2013 Perşembe

En Sevilen Polisiyeler

Bizim halk kütüphanesinin polisiyeci görevlisi açtı bu konuyu sayılır. 
O bana favorilerini söyledi, ben de sizinkileri merak ettim. 
Mini bir katalog çıktı ortaya. Şöyle güzel bir polisiye okuyasım geldi derseniz bu yazıyı açın, seçin beğenin alın. Okunmuş, önerilen kitaplar listesi nihayetinde. Not defterleriniz hazır mı?

Ölüm Oyunu - Agatha Christie
Polisiye ilgisi olup da Agatha Christie okumamış olan kalmış mıdır? Hatta polisiye sevmese de Agatha Christie ayrı bir sevgisi olan bir blogger tanıyorum. Bayılarak dolaşacağınızı düşündüğüm bloğu da var. Daha bismillah demeden sizi başka sayfaya yönlendirmeyeceğim. Yeni geldiniz, hemen olmaz.  Yazının sonuna kadar sabredin. Bu ismi açıklayacağım.


Ölüm Oyunu Türkçe'ye 1966 da çevrilmiş, ben okumadım. Bir Poirot macerası; Hercule tatile diye niyet edip Kaçakçılar Adasına gider her zaman olduğu gibi iş peşini bırakmaz, gizemli bir cinayet karşısına çıkıverir. Kurban ünlü bir aktrist Arlene Stuart'dır ve denizde boğularak öldürülmüştür. Şüpheliler arasında ailesi bile var.. Ölüm Oyunu'nun bir de filmi varmış 1982 yapımı, ben izleme listeme aldım bile. 




Unutulan Adam - Robert Crais Sabahın dördünde hâlâ uyanık olan Cole'ün telefonu çalar. Arayan NYPD'den bir polis memurudur. Söylediğine göre şehrin arka sokaklarından birinde vurularak öldürülen bir adam son nefesinde Elvis Cole'ün babası olduğunu söylemiştir. 

Gerçek babasını hiçbir zaman tanımamış olan Cole her ne kadar öldürülen adamın babası olduğuna inanmadığını iddia etse de olaya kayıtsız kalamayacak ve çok geçmeden kendini kökleri çok çok derinlere uzanan bir cinayet soruşturmasının içinde bulacaktır. 
idefix'te: 9,75
Okuoku'da: 10,95
Kabalcı'da: 11,25 TL
Kitapyurdunda: 10,50


Unutulan Sesler - Robert Crais 

1993 yılında Marie Gesto adında bir kız ortadan kaybolur ve onu bulma görevi Dedektif Harry Bosch'a verilir. Ama yapılan tüm araştırmalar sonuçsuz kalır. 

Aradan on üç yıl geçmiş, Bosch Kapanmamış Dosyalar Birimi'nde görevlendirilmiştir. Günün birinde bölge savcısının ofisinden aldığı bir davet Bosch'u çok şaşırtır. İki korkunç cinayetten tutuklanmış bir katil, Marie Gesto cinayeti dahil işlediği diğer cinayetleri de itiraf ettiği takdirde ölüm cezası verilmemesi için pazarlığa girişmiştir.

Bosch bir anda, on üç yıldır aradığı ve ölesiye nefret ettiği adamla yüz yüze gelir. Soruşturma sırasında, 1993 yılında bir ipucunu kaçırmamış olsa Marie Gesto cinayetini takip eden diğer dokuz cinayeti önleyebileceği gerçeği bir tokat gibi yüzüne iner...




16:50 Treni - Agatha Christie
Sıradan bir günde, her şeyin olması gerektiği gibi olduğu bir anda inanılmaz bir olay yaşanır. 
Yan yana gelen iki trende ancak korku filmlerinde rastlanacak türden bir cinayet vakası yaşanmaktadır.
Bu kitabı okuyan Gizem'in daha önce yazdığı yazısını buradan okuyabilirsiniz. Ben de Agatha Christie'yi çok severim, okuduğum kitabı henüz bir elin parmağını geçmese 16:50 trenini de keyifle okuyacağıma ve yine katili tahmin edemeyeceğime şimdiden eminim. 


Şeytan Zehiri - Robin Cook 
Hastanede geçen bir polisiyeymiş, ama Nadir Kitap hariç pek bir yerde rastlayamadım. Güzel kitapların neden baskısı durur anlamıyorum. 

Kedi ve Fare - James Patterson 
James Patterson'ı ben ilk kez rahmetli Mehmet Ali Birand'ın bir röportajında duydum. Çok severmiş, her gece yatmadan önce birkaç sayfa mutlaka okurmuş ingilizcesinden. Daha o zamandan çok merak etmiştim. Alex Cross serileri pek meşhurmuş. Ben de ilk Patterson okumamı bu hafta yapacağım. Kedi ve Fare değil ama olsun.. 
Gary Soneji adlı bir katil, Alex Cross'un Washington'daki evinin bodrumunda sabırla beklemektedir. Alex Cross'u ve ailesini öldürmeye gelmiştir. Bu, son yılların bir solukta okunan kitabının sadece başlangıcı. İnsanın kanını donduran iki katil. Bir tanesi, Alex Cross Amerika'nın doğu kıyısında faaliyet göstermekte, diğeriyse Avrupa'da ve Cross'un yegane saygıdeğer rakipleri olduğuna inanmaktadırlar. Ortada dolaşan cevapsız bir soru vardır: Alex Cross ölmek üzere mi?

On Küçük Zenci - Agatha Christie 
Agatha Christiler için de benim de favorim On Küçük Zenci'dir. Gerçek bir şok yaşamıştım sonunda. 

Her birinin gizledikleri ve korktukları sırları olan on kişi, Zenci Adası’ndaki ıssız bir malikaneye davet edilirler. Ancak malikaneye giden grubu bir sürpriz beklemektedir, ev sahibi ortalarda yoktur.

Lilian Jackson Brown - Kedili Seri 
Leylak Dalı'nın önerilerinde harika keşifler çıkacağını tahmin ediyordum. Şimdiye kadar önerisiyle alıp okuduğum her kitaba bayıldım. Yine daha önce hiç duymadığım bir isim bu ama perşembenin gelişim çarşambadan bellidir mi derler? Kitapların ismi ve kapakları bile yetiyor. Benim not defterime eklendiler bile.. Çenesini Tutamayan Kedi
Kanepe Atıştıran Kedi



Hop Çiki Ya Ya Polisiyeleri 

Yine ilk kez Leylak Dalından duyduğum bir seri. Ben hala okuyamadım ama Judy bayıla bayıla okudu bitirdi. Ben de çok eğlenerek okudum onun kitap muhabbetlerini. Sizi de buraya gönderiyorum, kıymetimi bilin ayol artık. 


Bu serinin son kitabını okudum, şıp diye bitiverdi. Çok eğlenceli ve kesinlikle farklı bir tarz.

Diğerlerini de okumayı çok istiyorum.



Nemesis - Jo Nesbo

Her yerde bağımlılık yaptığına dair uyarılar var dikkat!

Oslo'da bir banka soygunu sırasında banka görevlisi öldürülünce, Dedektif Harry Hole soruşturmaya dahil olur. Harry, hiçbir iz bırakmayan soyguncunun peşindeyken, eski kız arkadaşı Anna'nın yemek davetini kabul eder. Akşam yemeğinin ertesinde kendi evinde uyandığında, son 12 saatte neler olduğunu anımsayamadığını fark eder. Anna ertesi gün ölü bulunur, çok geçmeden o geceden haberdar olan biri Harry'yi tehdit etmeye başlar. Harry Hole hem kendini temize çıkarmak, hem de devam eden banka soygunlarını durdurmak zorundadır.
Buz Prenses - Camilla Lackberg
Bunu Judy okuduğundan beri okumayı istiyorum. Hala fırsat olmadı!
Yazar Erica Falck anne babasının ani ölümünden sonra, çocukluğunun geçtiği Fjällbacka kasabasına döner. Beklenmedik bir rastlantı sonucu, yıllardır görmediği çocukluk arkadaşı Alex'in cansız bedenini bulur. Güzeller güzeli Alex buz gibi evinde, küvette yatmaktadır, bilekleri de kesiktir. 
Erica, Alex'in ailesinin isteğiyle onun hakkında bir anı yazısı hazırlamaya girişir. Erica'nın yıllar boyunca uzak kaldığı dostu hakkındaki merakı giderek takıntıya dönüşürken, kasabanın dedektifi Patrik Hedström de davayla ilgili şüphelerinin izini sürmektedir. Yolları kesişen Erica ile Patrik karşı konulmaz biçimde birbirlerine doğru çekilirken, bir yandan da küçük kasabanın büyük sırrını çözmeye doğru adım adım ilerlerler.
Bir Tuhaf Turta Davası - Alan Bradley 
Yeni takıntımız Domingo Yayınevinden çıktı. Sadece ismiyle bile çok ilgi çekti bence. Benim kitaplığımda var, henüz okumadım. Yazarı çok yaşlı ve tek kitabı var diye biliyorum. Tek kitabı olan yazarlar insanı neden bir tane daha yazmadın, bizi kendinen mahrum ettin diye ağlatabiliyor insanı. Mesela Bülbülü Öldürmek, mesela Çavdar Tarlasında çocuklar. Kıyaslamıyorum da tek kitap diyince aklıma geldi sadece..
İlk Hançer Ödülü sahibi Alan Bradley bu muzip ve zekice yazılmış ilk romanında son zamanların en benzersiz ve hoş dişi kahramanlarından birini yaratıyor: zehre yönelik özel bir tutkuya sahip on bir yaşındaki kimyager adayı Flavie de Luce. Zaman, 1950 yazı. Flavia'nın yaşadığı köhne İngiliz malikanesi Buckshaw'da bir dizi izah edilemez olay gerçekleşmiştir. Kapı eşiğinde ölü bir kuş bulunmuştur, hem de gagası tuhaf şekilde bir posta puluna saplanmış halde. Saatler sonra Flavia salatalıkların arasında yatmakta olan bir adam bulur ve onun son nefesini verişine tanık olur. Bu olay karşısında hem dehşete düşen hem de büyük bir heyecan yaşayan Flavia için Buckshaw'a cinayetin gelişiyle birlikte hayat gerçek anlamda başlar adeta.
Günah Kadar Suçlu - Tami Hoag 
Tami Hoag'la beni kütüphanecimiz tanıştırdı. Ben sevdim, önerebilirim. 
Soğukkanlı bir cani dehşete kapılmış bir Minnesota kasabasıyla oyun oynamakta. Toplumun saygıdeğer bir üyesi, ünlü ve bilgili bir üniversite profesörü korkunç bir suç işlemekten tutuklu olarak yargılanıyor.
Ancak ikinci çocuk da ortadan kaybolunca korku içindeki halk ayaklanıyor: Polis yanlış adamı mı yakaladı? Karabasan devam mı ediyor?.. Yoksa daha yeni mi başlıyor?
Savcı Ellen North mahkemeye çıkaracağı adamın suçlu olduğuna inanıyor. (Suçluyu, "Gece Günahları"nda, hırslı kadın polis Megan ile Şef Mitch birlikte yakalamışlardı.) Ve gölgede bir suç ortağının olduğuna da.
Ellen, kariyerinin belki de en önemli davasına hazırlanırken, kendini kötülükle yoğrulmuş kafaların, karanlık bir yaşam-ölüm oyununun ortasında ve günah kadar suçlu bir beynin karşısında buluyor.
Lawrence Block - Matthew Scudder Serileri 
Yine duymadığım bir seri. Polisiye konusundaki cahilliğimi ortaya çıkardı bu yazı benim. 
Ama canım şöyle iyi bir polisiye okumak isterse küçük bir kataloğum oldu. 
diye uzayıp giden bir liste var.. 

Son 18 Saniye - George D. Shuman 

Bilimsel Bir Gerçek:
İnsan beyninin ön korteksi kısa süreli anıları depolar. Bu anılar yalnızca insanın o an içinde düşündüklerini kapsar ve uzunlukları yaklaşık on sekiz saniye kadardır.

Polis araştırmaları danışmanı Sherry Moore görme engelli ve çarpıcı derecede güzel bir kadın. Ama asıl olağanüstü özelliği, ölen kişilere dokunarak hayattayken geçirdikleri son on sekiz saniyeyi görmesi.

Sherry beş yaşındayken bir kent hastanesinin önündeki basamaklarda, ölümün eşiğine gelmiş halde bulunur. Başına aldığı darbeler görmesini ve o günden öncesini anımsamasını engelleyecek kadar kalıcı hasar bırakmıştır. Yıllar geçer ve Sherry olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu anlayınca, bu özelliğini insanlara yardım etmek ve sadece onun müdahalesiyle çözülebilecek gizemler konusunda danışmanlık yapmak için kullanmayı öğrenir.

Seri katil Earl Sykes işlediği korkunç cinayetlerden ötürü yakayı hiç ele vermemiştir. Ama ölümle sonuçlanan bir trafik kazasına karışması hapsi boylamasına neden olmuştur. Ve şimdi, aradan neredeyse otuz yıl geçtikten sonra New Jersey'in Wildwood adlı küçük turizm yerleşimine geri dönmüş, iskele bölgesinde avlanmaya, genç kızları iğrenç oyunlarında kullanmak üzere kaçırmaya koyulmuştur.

Kendisi de eski bir yasa yaptırım görevlisi olan yazar George Shuman, gerilim dolu öyküsünü aktarırken gerçekçi bir tarz benimseyerek, otantik soruşturma ayrıntıları vererek okuru heyecanın uçlarına itiyor.

Son Sürat - George D. Shuman 

Bilimsel Bir Gerçek:

İnsan beyninin ön korteksi kısa süreli anıları depolar. Bu anılar yalnızca insanın o an içinde düşündüklerini kapsar ve uzunlukları yaklaşık on sekiz saniyedir.

Çarpıcı güzelliğe sahip gözleri görmeyen bir kadın.
Herkesin görebildiklerini göremiyor.
Kimsenin göremediklerini görebiliyor.

30'a yakın dile çevrilen, uluslararası çok satan kitapların yazarı George D. Shuman ile Son 18 Saniye ve Son Nefes'ten sonra Son Sürat.

Vahşice işlenmiş bir cinayeti çözmek için Jamaika'ya giden dedektif Sherry Moore, beklediğinden fazlasıyla karşılaşır. Bu sefer karşısında bir vudu rahibi vardır, üstelik o da en az Moore kadar doğaüstü yeteneklere sahiptir.

Bu seferki macera hepsinden daha zorlu geçecek! Ortadan bir anda kaybolan kadınların, modern çağda köle olarak satılan genç kızların arasında Moore bu sefer her zamankinden daha çok şeyi görmek zorunda.

Henning Mankell kitapları 

la_capitana yorumunda özellikle bir kitap belirtmemiş, listeden seçin beğenin keyfinize göre :)

Hastane ve tıp konulu kitapları sevenler için de Patricia Cornwell 

Son olarak zims'den gelen isim Sydney Sheldon oldu, ilgi çekici gözüküyor beni meraklandırdı epeyce. 

Yazının sonuna kadar sabrettiğiniz için Agatha Christie sevenlere bir değil iki blog önereceğim, torpil yaptım. Biblio ve Thalassapolis 




8 Mayıs 2013 Çarşamba

Polisiye severlere bir sorum var

Baharın geleceği yok, beklemekten vazgeçtim.
Ben seni sisli, puslu, soğuk da seviyorum Zonguldak. (yalana bak) 
Arada iki gün güneş gördüm, şöyle bir canlandım aylardır kapısına uğramadığım Halk Kütüphanemize gittim. Bahsetmiştim daha önce çok değişik bulduğum bir görevli çalışıyor. İlk gördüğümde hah dedim tam bir suratsız kütüphaneci klişesi. Ama kitaplar hakkında konuşmaya başladığınız da bambaşka biri oluyor. Polisiye çok sevdiği için mutlaka önerilerinden faydalanıyorum. Elinin altında birkaç öneri oluyor mutlaka hemen birini veriveriyor.
Psikanalist ve Aklından Bir Sayı Tut favorileriymiş. Bir de James Patterson hayranı, bulamadığı bir iki tane kitap kalmış onların peşine düşmüş. Ben Aklından Bir Sayı Tut'u kapağından dolayı Empati, Olasılıksız tarzı sanıp hiç bakmamıştım bile. Kitap kapağı meselesi önemli, keşke daha özenli yapılsa ülkemizde de.
Son gidişimde bana Tami Hoag verdi, 'Ölümden Daha Derin' 1985 yılında geçen bir polisiyeydi. FBI'ın son teknoloji nimetlerinden faydalanamadığı bir hikaye okumayalı çok olmuş. Su gibi aktı gitti, hemen okudum. Üç küçük çocuğun okul çıkışında bir ceset bulmalarıyla başlayan seri katil hikayesiydi. Bu olayla Dennis, Wendy ve Tommy'nin ve ailelerinin hayatları kaçınılmaz olarak değişiyor.
Beni rahatsız eden bir nokta oldu, okuyan varsa belki hatırlar. Dennis diğer çocuklara göre daha problemli, ailede şiddet gören bir çocuk, çok disiplinli bir babası ve alkolik bir annesi var. Dennis de arkadaşlarına karşı acımasız, hırçın ve saldırgan. Sık sık Dennis'in ileride seri katil olacağının şüphe götürmez olmasına, yaşadıklarından çok etkilendiği için bir daha asla düzelemeyeceğine değinilmiş. Böyle kesin bir hüküm verilmesini yadırgadım, Tami hanım gelecek kitaplarının seri katil kahramanını yaratıyor galiba. (Okumadığım için bilmiyorum Dennis Farman'lı bir serisi var mı acaba Hoag'ın)
Yazmıyorum yazmıyorum yazınca da lafı uzatasım geliyor. Okumuyorsunuz sonra.
Polisiye severler klavye başına siz de yazın bana favorilerinizi.
Lafı bağlarken bir 'mim' yaratmış oldum.
Bir sonraki yazıda polisiye severlerin 'best of' larını küçük tanıtımlarla yayınlayayım. Eğlenelim biraz, çok suskun kaldık.

[görsel]




11 Ocak 2013 Cuma

Çizgili Pijamalı Çocuk

Bu yılın ikinci kitabını da dün okudum.
Dokuz yaşında Bruno'nun babası bir Nazi subayı. Babasının Hitler tarafından burada  göreve getirilmesi çok sevdiği evinden ve arkadaşlarından ayrılıp Auschwitz'e taşınmalarına neden olur.
Bu işe babası dışında pek sevinen yoktur.
Bruno çok yalnızlık çeker, etrafında olan bitene bir türlü anlam veremez. Odasının penceresinden evlerinin hemen yanıbaşındaki yahudi kampını görebilmektedir. Kendisi bu kadar yalnızken orada yüzlerce çocuğun mutlu bir hayat sürdüğünü düşünür. Ve  nihayet bir gün kamp sakinlerinden kendisiyle yaşıt biriyle tanışıp arkadaş olur.

Korkunç bir savaşın iki tarafında melekler gibi masum iki çocuk: Bruno ve Shumel'in sıra dışı arkadaşlık öyküsü içinimi parça parça etti.
2008 yapımı bir de filmi var ama izlemeye cesaret edebilir miyim bilmiyorum..


Engereğin Gözündeki Kamaşma


Gün kavuşurken köye bir adam geldi ve peygamber olduğunu söyledi. Köylüler adama inanmadılar ve "İspat et!" dediler.
Adam karşısındaki eski suru gösterdi ve "Eğer bu duvar konuşur ve benim peygamber olduğumu söylerse inanır mısınız?"
Köylüler, "Elhak, inanırız!" dediler.
Adam duvara döndü ve elini uzatarak, "Konuş ya duvar!" buyurdu.
Bunun üzerin duvar dile geldi ve şöyle dedi:
"Bu adam peygamber değildir. Sizi kandırıyor. Peygamber değildir." 



Melek bilgisiyle, hayvan da bilgisizliğiyle kurtuldu. İnsanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı.
Yaratıklar üç kısma ayrılır: Sırf akıl olan ve şehvetten arınmış melekler, sade şehvet olan hayvanlar ve hem akıl hem şehvetten oluşmuş insanoğlu…
İnsanın yarısı akıl yarısı şehvet, yarısı melek yarısı hayvandır. Yarısı yılan yarısı da balıktır. Balık olan kısmı onu suya doğru çeker, yılan olan yanı ise toprağa doğru sürükler. 

9 Kasım 2012 Cuma

Kız Romanları: Kasım Ayı

Kasım gelmiş şekerim, hiç söylemiyorsunuz.
Ben anlamadım bu yıl Eylül ve Ekim ne çabuk geçti. Hayret ettim.
Hala Ekim ayı kitabını okumaktayım, çok yavaşladım ben yahu..
Dickens'ın Büyük Umutlar'ını okuyorum, hayatımdan çok memnunum.
Siz de durumlar nasıl?

Kasım ayı kitaplarımız da çok güzel. Yine hep merak ettiklerim var..









Kız Romanları Çetesi;

  • Euphoric
  • Judy 
  • Okuyan Kedi 
  • Sittirella 
  • Kitabi Sevda
  • Kurtlu Kitap
  • j.d.
  • Zimlicious
  • nsuet
  • Lou S.
  • Lenka
  • Nostalchica
  • Modamodu
  • Selin okaliptus yaprağı
  • Gözde Demirci

  • Herkese iyi eğlenceler.

    50 Kız Romanı Projemiz hakkında detaylı bilgi burada.

    5 Ekim 2012 Cuma

    Kız Romanları Projesi Ekim Ayı

    Güzel projemizin güzel kızları sıradaki 5 yeni 'kız romanı' için hazır mısınız?
    Bu ayın kitaplarının hepsi birbirinden güzel. İki tanesini okudum, diğerleri de okumak istediklerimdi.
    İşte Ekim ayının kitapları:

    Rüzgar Gibi Geçti - Margarett Mitchell 
    Rüzgar Gibi Geçti hakkında bir postum vardı, buradan ulaşabilirsiniz.

    Büyük Umutlar - Charles Dickens

    Küçük Kadınlar - Louisa May Alcott

    Gizli Bahçe - Frances Hudgson Burnett


    Küçük PrensesFrances Hudgson Burnett


    Küçük Prensesi Judy'nin önerisiyle okumuştum bir kış günü. Ne kadar sevmiştim anlatamam. Benim bu ayki seçimim Büyük Umutlar, çünkü okunmayı bekleyenler arasında uzun zamandır. Gizli Bahçeyi de okumayı çok istiyorum. Bulursam onu da aradan çıkarırım bahaneyle. 
    Eylül ayı kitabını okuyamadım, hiçbir kitabı kütüphanede bulamadım. Güya sahaf festivalinden alacaktım, orda da işler karıştı yalan oldu. 
    Ama Ekim ayı favorim oldu. Nefis kitaplar. 
    Siz neleri seçtiniz, Eylül ayı kitabını yazan oldu mu? 

    Kız Romanları Çetesi; 

  • Euphoric
  • Judy 
  • Okuyan Kedi 
  • Sittirella 
  • Kitabi Sevda
  • Kurtlu Kitap
  • j.d.
  • Zimlicious
  • nsuet
  • Lou S.
  • Lenka
  • Nostalchica
  • Modamodu
  • Selin okaliptus yaprağı
  • Gözde Demirci

  • Herkese iyi eğlenceler.

    50 Kız Romanı Projemiz hakkında detaylı bilgi burada.
    Rüzgar Gibi Geçti 

    2 Ekim 2012 Salı

    The Fault in Our Stars

    Tumblrda, kitaplar hakkında çeşitli sitelerde, bloglarda, sağda solda çok görüp çok merak ettim.
    Aman dur ben de eksik kalmayım dedim. E-book sevemeyengillerden olduğum için "audio book" tan yana karar kıldım.

    Sonuç: Neden bu kadar abartıldığını anlamadığım bir kitap.
    Konu: Kanserli iki teenage öğrencinin aşk hikayesi.
    Sadece konusu bile insanın içini sızlatıyor, kabul ediyorum.
    Ama bunun dışında üstüne bir tuğla bile konmamış.

    Sevmedim ben. Bi' çiğ, bi' garip.

    Okuyan ergenler (genellikle) gözyaşlarıyla içinde kaldıklarını söylemişler hep.
    Onlara biz doz "Kitap Hırsızı" önermek istiyorum.
    Ağlamak için değil, duyguların nasıl yazılabileceğini görmek için.

    3 Eylül 2012 Pazartesi

    Kız Romanları Projemizde 3. Ay

    Tatilin rehavetini üstümüzden atamadık, Eylül geldi kış geliyor diye dertlenmekten Eylül ayı kitabını seçmeyi unutacaktık neredeyse.
    Kız Romanları projemiz hakkında detaylı bilgi burada ve burada!
    Bakalım sıradaki 5 kitap neymiş?

    Jane Eyre / Charlotte Bronte 



    Bir Kadının Portresi / Henry James 


    Masumiyet Çağı / Edith Wharton


    Keyif Evi / Edith Wharton 

    Jane Eyre en sevdiklerimdendir. Diğer kitapları okumuş olsaydım Jane Eyre'yi seçebilirdim yine ama diğer dört kitabı da okumadım. Özellikle Edith Wharton'un kitapları hep dikkatimi çekmişti kısmet bu zamanadır belki. Benim seçimim ilk kitap hariç diğer dördünden hangisini öncelikle temin edebilirsem o olacak. 
    Sizlerin seçimlerini merakla bekliyorum. 
    Projeye katılım tabiki serbest. Yeni katılan olursa yorum bıraksın yeter. 
    Kız Romanları Çetesi; 


  • Euphoric
  • Judy 
  • Okuyan Kedi 
  • Sittirella 
  • Kitabi Sevda
  • Kurtlu Kitap
  • j.d.
  • Zimlicious
  • nsuet
  • Lou S.
  • Lenka
  • Nostalchica
  • Modamodu
  • Selin okaliptus yaprağı

  • Herkese iyi eğlenceler.

    Not: Ağustos ayı kitabım Deniz Fenerini çok zor okudum, bayram tatili ve kitabın ben de coşku uyandırmaması gibi nedenlerle de yazısını yazmadım. Yazar mıyım emin değilim. Proje kitabı hakkında post yazan olduysa linkini yayınlamaktan mutluluk duyarım :) 

    Kurtlu Kitap'ın Mrs. Dalloway yazısı
    Zimlicious'ın Mrs. Dalloway yazısı

    15 Ağustos 2012 Çarşamba

    Kitaplardan Kule Yapalım

    Bu yazıda Öylesine Biri demişti bütün kitaplarını görmek istiyorum  diye..
    Kitaplığım dar geldiği için karman - çorman, fotoğraf çeksem bile hepsi gözükmez.
    Ben de dedimki okunmayı bekleyenlerden seçip seçip kule yapalım, onları kendi bloglarımızda yayınlayalım.
    Çoğul konuşuyorum çünkü bunu bir etkinliğe dönüştürüp sizi de davet ediyorum. 
    Bir nevi mim mi oluyor şimdi bu?

    Aslında fotoğraftakinin on katı kadar daha bekleyen kitap var.
    Ben bunları kafama göre seçtim.

    İlk kitabın ismi çıkmamış: "Jane Austen Book Club" olacak.
    Lolita'da en son satın aldığım kitap. Baskıları tükendiği için internetten sipariş veremiyordum, birkaç gün önce Zonguldak limanda stand açmış bir kitapçının tezgahında rastladım. Nasıl sevindim anlatamam.
    Kıvanç Tatlıtuğ'un yeni filmi Kelebeğin Rüyası Zonguldak'ta çekiliyor, belki biliyorsunuzdur. Zonguldaklı şair Rüştü Onur'un hayatını konu alıyor. Kitapçı bana bu konuyla ilgili de kitap satmaya çalıştı, aslında güzele benziyordu ama işin magazinsel boyutundan mıdır yoksa gerçek fiyatı mı öyledir bilmiyorum, çok para istedi diye almadım onu. Aklımda kaldı hani.
    Not: Film çok güzel olacakmış diyolllaaa

    Çağdaş Türk Edebiyatından Kedi Hikayeleri de bunlar arasındaki en eski kitabım. Küçüktüm, ortaokul ya da lisedeydim hatırlayamıyorum şimdi, Ankara'da Dost Kitabevinden almıştım. İçindeki hikayelerin hepsi birbirinden güzel, büyük zevkle okumuştum. Ankara'dan İstanbul'a taşınırken kitaplığımdan hiçbirşey almadım, olduğu gibi kardeşime bıraktım. İşin aslı biraz da fırsat bulamadım, bölük pörçük taşındım. Şimdi dayanamıyorum her gidişimde birer ikişer aşırıyorum eski kitaplarımı, kardeşimden izin alarak tabi. Kedi Hikayeleri de onlardan biri, tekrar okunmak için sırada bekliyor. Hala satılan bir kitap mı diye baktım okuoku'da çok çok çok uygun fiyata satışta gözüküyor.
    Kapağı da harika değil mi? 
    Kapak çizimi Selçuk Demirel'e ait, o da bizi bu linke götürüyor.
    Bu verdiğim linklerden başınızı alıp da benim yazdıklarımı okuyabiliyor musunuz çok merak ediyorum. Benim için yazıyı bitirmek biraz zor oluyor da.

    Çok güzel konu dağıtırım. (Selam Caulfield) 
    Asıl konumuza dönersek, bekleyen kitaplarımızdan yaptığımız minik kuleleri fotoğraflayıp yayınlayalım bloglarda diyorum, var mısınız?
    Genelde okunmayı bekleyen kulelerdeki kitaplar çoktur, o yüzden parça parça yapalım, aklımıza estikçe yayınlayalım.
    Başkasının kitaplığını karıştırmak kadar sevdiğim birşey yok. ^.^
    Katılmak isteyen herkese açığız tabiki, yorum bırakırsanız blogunuzun linkiyle birlikte, yine burda liste yapar yayınlarız.
    Sabırsızlıkla bekliyorum!
    Şimdiden hepimize iyi eğlenceler.


    Diğer bloglardaki kulelere bu linklerden ulaşabilirsiniz:


    linkleri yorum bırakırsanız listeye ekleyebilirim :)